Geleceğin Yankısı: Çocuklarımızın İç Sesini Biz mi İnşa Ediyoruz?
- Elif Özçelik

- 5 Mar
- 2 dakikada okunur
Bir yetişkinin zihnindeki en gürültülü ses, genellikle kendi sesi değildir. Çoğu zaman bu ses; çocukken düştüğünde duyduğu o ilk tepkinin, hata yaptığında karşılaştığı o bakışın veya başardığında aldığı o onayın bir yankısıdır. Psikoloji literatüründe sıkça vurguladığımız bir gerçek vardır: Ebeveynin dış sesi, çocuğun iç sesi olur.
İç Ses Nedir ve Nasıl Oluşur?
İç ses, karşılaştığımız olayları yorumlama biçimimizdir. Zor bir durumla karşılaştığımızda kendimize "Hadi, bunu halledebilirsin" mi diyoruz, yoksa "Yine mahvettin, zaten hep böyle yapıyorsun" mu?
Çocuklar dünyaya kendilerine dair bir fikirle gelmezler. Kim olduklarını, değerli olup olmadıklarını ve yeteneklerini çevrelerindeki yetişkinlerin onlara tuttuğu "sözel aynalardan" öğrenirler. Eğer ayna sürekli kusurları gösteriyorsa, çocuk o kusurları kendi kimliği sanmaya başlar.
Kelimelerin Görünmez Mimarisi
Bir çocuğa "Ne kadar sakarsın!" demek, sadece o anki bir hatayı eleştirmek değildir. Bu, çocuğun zihnine "Ben sakarım" tuğlasını koymaktır. Yıllar sonra o çocuk yetişkin bir birey olduğunda, elinden bir bardak kayıp düştüğünde duyacağı o sert iç ses, aslında yıllar önce ona söylenen o cümledir.
Öte yandan, "Bardak kırıldı, gel birlikte temizleyelim ve bir dahaki sefere nasıl daha dikkatli tutabileceğine bakalım" yaklaşımı; çocuğa çözüm odaklı olmayı, özşefkati ve hatanın dünyanın sonu olmadığını öğretir.
Sağlıklı Bir İç Ses İçin 3 Temel Adım
Etiketlemekten Kaçının: "Yaramaz", "Tembel" veya "İnatçı" gibi sıfatlar çocuğun üzerine yapışır. Kişiliği değil, sergilenen davranışı eleştirin. "Sen kötüsün" yerine "Bu yaptığın davranış başkalarına zarar veriyor" demek büyük bir fark yaratır.
Sürece Odaklanın, Sonuca Değil: Sadece yüksek not aldığında değil, o not için harcadığı çabayı gördüğünüzde takdir edin. Bu, "Sadece başarırsam değerliyim" algısını kırar.
Kendi İç Sesinizi Gözden Geçirin: Siz kendinize hata yaptığınızda nasıl davranıyorsunuz? Çocuklar söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı (ve kendimize yaptıklarımızı) kopyalarlar. Kendinize şefkatli davranmanız, onlara en büyük örnektir.
Sonuç Olarak
Çocuklarımıza bıraktığımız en büyük miras, banka hesapları veya mülkler değil; zihinlerinin içine bıraktığımız o güven dolu sestir. Onlarla konuşurken sadece o anı yönettiğimizi değil, bir ömür boyu onlara eşlik edecek olan refakatçiyi inşa ettiğimizi unutmamalıyız.
Bugün onlara söylediğiniz kelimeler, yarın en karanlık anlarında onlara ışık tutacak olan o iç ses olsun.
-Psikolog Elif Özçelik





Yorumlar